Yurt Dışı Eğitimde Fasa Fisolar: 13 Büyük Yanılgı

Güncelleme tarihi: 15 Eki
Su Cihantepe | Sophia Academy
Son güncelleme: 15 Ekim 2026
İngilizler boş sözlerden, kuru gürültüden söz ederken kendilerine özgü ifadeler kullanıyor. Bizim dilimizde ise bunların çok güzel bir karşılığı var: Fasa fiso!
Üzerinde durmaya değmeyecek, önemsiz ve boş sözler…
Ama bizim bugün konuşacağımız fasa fisolar biraz farklı.
Çünkü bunlar yalnızca boş sözlerden ibaret değil. Bazen bir öğrencinin yıllarına, bir ailenin bütçesine ve genç bir insanın geleceğine mal olabilecek yanlış bilgiler.
Üstelik bu fasa fisoları biz üretmedik. Yıllardır danışmanlık almak için bizi arayan öğrenci ve velilerin sorularından, duydukları iddialardan ve kendilerine anlatılan sözde kolaylıklardan derledik.
Yurt dışı eğitimde yanlış bilinenler, bazen üniversite tercihinden çok daha büyük sonuçlar doğurabiliyor.
YÖK denkliği, sınavsız tıp eğitimi, İngilizce yeterliliği, üniversite hazırlık programları, yatay geçiş ve Avrupa'da yaşam maliyetleri…
Bir tarafta kulağa hoş gelen vaatler, diğer tarafta akademik gerçekler.
Gelin, yıllardır karşımıza çıkan 13 büyük fasa fisoyu birlikte sorgulayalım.
Ama baştan anlaşalım: Bazı cevaplar hoşunuza gitmeyebilir. :)
FASA FİSO 1 — YÖK Denkliği İçin Üniversitenin İlk 1000'de Olması Yeterli mi?
İddia: Üniversite dünyanın ilk 1000 üniversitesi arasındaysa YÖK denkliği garanti!
Hayır arkadaşlar. İşler bu kadar basit değil.
Önce birbirinden farklı iki kavramı ayıralım:
YKS şartından muaf olmak başka, doğrudan diploma denkliği almak başka.
15 Mart 2024 tarihinde yayımlanan düzenleme ve devamındaki uygulama esasları, özellikle tıp, diş hekimliği, eczacılık ve hukuk programları açısından önemli değişiklikler getirdi.
YÖK'ün kabul ettiği dünya üniversite sıralamalarında, öğrenime başlanılan yıl en az iki kuruluşta ilk 1000 içerisinde bulunmak, ilgili koşullar altında YKS başarı sırası şartından muafiyet sağlayabiliyor.
Ancak bu, mezuniyet sonrasında diplomanızın hiçbir incelemeye tabi tutulmadan otomatik olarak denk sayılacağı anlamına gelmez.
Dahası, YÖK'ün belirlediği doğrudan denklik koşulları da ayrıca değerlendirilmelidir.
Yani üniversitenin adını bir sıralama listesinde görmekle iş bitmiyor.
Hangi sıralama kuruluşu? Hangi yıl? Hangi program? Hangi denklik koşulu?
Bunları bilmeden yapılan tercih, akademik planlama değil, biraz da temenni oluyor.
Üniversite sıralaması bir veridir. Denklik ise hukuki ve akademik bir değerlendirme sürecidir.
İkisini aynı şey zannetmeyelim.
Bu konuyu daha ayrıntılı incelemek isteyenler için: Dünyada İlk Bin Üniversite Ne Kadar Gerçekçi?
FASA FİSO 2 — Yurt Dışındaki Üniversiteden Türkiye'ye Yatay Geçiş Yapılabilir mi?
İddia: İlk 1000'deki bir üniversiteye kayıt yaptırırım, sonra Türkiye'ye yatay geçiş yaparım.
İyi fikir gibi görünüyor, değil mi?
Yurt dışında bir üniversiteye yerleşelim. Bir süre okuyalım. Sonra Türkiye'deki istediğimiz üniversiteye geçelim.
Keşke hayat bu kadar kolay olsa. :)
Pandemi döneminde uygulanan bazı istisnai düzenlemeleri, bugün de bütün öğrenciler için geçerliymiş gibi anlatmak doğru değil.
Yurt dışından Türkiye'deki üniversitelere yatay geçiş; güncel YÖK düzenlemelerine, ilgili üniversitenin kontenjanlarına, öğrencinin akademik durumuna ve başvuru koşullarına bağlıdır.
Üstelik başvuru hakkına sahip olmak, yatay geçişin kabul edileceği anlamına gelmez.
Öğrencinin not ortalaması, ders içerikleri, program eşdeğerliği ve diğer akademik koşullar da önemlidir.
O yüzden size bir tavsiyem var:
Yurt dışında bir üniversiteye, Türkiye'ye geçebilme ihtimaline güvenerek değil, gerektiğinde eğitiminizi orada tamamlayabilecek şekilde kayıt yaptırın.
Çünkü altı yıllık bir eğitim planını belirsiz bir yatay geçiş ihtimali üzerine kurmak, plan yapmaktan çok şansınızı denemeye benziyor.
FASA FİSO 3 — Yurt Dışında Üniversite Seçerken Şehir mi, Akademik Kalite mi Önemli?
Budapeşte'de daha çok mimari var. Hem Tuna Nehri'nin kenarında. O yüzden Peç ya da Debrecen'e gitmem.
Bak sen! Hayırdır, parlamento binasında mı yaşayacaksın? :)
Ya da her akşam Tuna Nehri'nin kıyısında ziyafet mi çekeceksin?
Bir başka örnek:
Hradec Králové'deki tıp fakültesi iyi olabilir ama Prag'ın dışında ya…
Arkadaşlar, üniversite seçiyoruz. Tatil destinasyonu değil.
Elbette şehir önemlidir. Öğrencinin sosyal hayatı, güvenliği, ulaşımı, konaklama imkânları ve psikolojik uyumu dikkate alınmalıdır.
Ama bir üniversiteyi yalnızca bulunduğu şehrin turistik cazibesine göre değerlendirmek akademik bir tercih yöntemi değildir.
Bir şehir daha güzel olabilir. Başka bir şehirdeki üniversitenin eğitim koşulları sizin için daha uygun olabilir.
Önce üniversitenin akademik niteliğini, ardından şehirde yaşayacağınız hayatı değerlendirin.
Güzel bir şehirde yanlış üniversiteyi seçmek yerine, size uygun bir üniversitenin bulunduğu şehri tanımayı deneyin.
Belki de başlangıçta küçümsediğiniz o şehir, altı yıl sonra hayatınızın en güzel anılarının geçtiği yer olacak.
FASA FİSO 4 — B1 İngilizce ile Yurt Dışında Üniversite Okunur mu?
İddia: İngilizcem A2–B1 seviyesinde ama üniversiteye gidince geliştiririm.
Geliştirirsin elbette.
Peki, o İngilizce gelişirken üniversitedeki dersler ne olacak?
Arkadaşlar, bir dili öğrenmek ile o dilde akademik eğitim almak aynı şey değildir.
Bir restoranda sipariş verebilmek başka, biyokimya dersinde karmaşık bir konuyu anlayabilmek başka.
İngilizce eğitim veren bazı üniversiteler farklı dil seviyelerinde başvuru kabul edebilir. Fakat kabul koşullarını karşılamak, öğrencinin akademik dersleri rahatlıkla takip edebileceğini garanti etmez.
Özellikle tıp, mühendislik, psikoloji ve benzeri yoğun akademik programlarda dil yeterliliği yalnızca bir başvuru belgesi meselesi değildir.
Okuyacaksınız, dinleyeceksiniz, tartışacaksınız, araştırma yapacaksınız, sınava gireceksiniz.
Hepsini İngilizce.
Bu yüzden Sophia Academy olarak öğrencinin yalnızca kabul edilebilir dil seviyesine değil, eğitimini sürdürebilecek gerçek dil yeterliliğine ulaşmasını önemsiyoruz.
B2 seviyesi birçok öğrenci için anlamlı bir hazırlık hedefi olabilir; ancak hedef üniversitenin istediği düzey ve kabul ettiği belgeler ayrıca kontrol edilmelidir.
Bir de sevgili veliler…
Gitsin, İngilizceyi orada öğrenir. Zaman kaybetmesin.
Peki, İngilizce öğrenirken akademik başarısızlık yaşarsa kaybedilen zamanı ne yapacağız?
Bazen bir yıl hazırlık yapmak, yıllarca sürebilecek bir akademik başarısızlığın önüne geçebilir.
FASA FİSO 5 — İngilizce Eğitim Alırken Yerel Dili Öğrenmek Gerekli mi?
İddia: İngilizce okuyacağım. Bulgarca, Sırpça, Çekçe veya Macarca öğrenmeme gerek yok.
Öyle mi?
Peki, altı yıl boyunca yalnızca üniversitenin içinde mi yaşayacaksınız?
Market, hastane, belediye, ev sahibi, komşular, toplu taşıma, günlük hayat…
Bunların hepsini İngilizce konuşarak çözebileceğinizi mi düşünüyorsunuz?
Arkadaşlar, yabancı bir ülkede yaşamak yalnızca o ülkedeki üniversiteden ders almak değildir.
Oranın insanlarıyla iletişim kurmak, kültürünü tanımak ve yaşadığınız topluma uyum sağlamak da bu deneyimin bir parçasıdır.
Üstelik tıp ve diş hekimliği gibi sağlık programlarında yerel dilin önemi klinik eğitim sırasında daha da artabilir.
Hastayla iletişim kurmak, onun anlattıklarını anlamak ve kendinizi doğru ifade etmek gerekebilir. Üniversitelerin klinik dil koşulları birbirinden farklıdır.
Bir de meseleyi tersinden düşünün.
Türkiye'ye gelen bir yabancı, size kendi dilinizde birkaç cümleyle selam verdiğinde hoşunuza gitmiyor mu?
Aynı şey orada da geçerli.
Gittiğiniz ülkenin dilini öğrenmek yalnızca akademik bir gereklilik değil, yaşadığınız topluma gösterdiğiniz saygının da ifadesidir.
Altı yıl orada yaşayacaksanız, orada yaşamanın hakkını verin.
FASA FİSO 6 — Avrupa'da Öğrenciler Aylık 250–300 Euro ile Geçinebilir mi?
İddia: Avrupa'da öğrenci aylık 250–300 avroyla rahatça geçinir.
Ne hikmetse bu rakam yıllardır pek değişmiyor. :)
Dünyada fiyatlar değişiyor, kiralar yükseliyor, ulaşım ve beslenme maliyetleri artıyor ama bazı danışmanlık hesaplarında öğrenci bütçesi hâlâ geçmiş yıllarda yaşamaya devam ediyor.
Arkadaşlar, bütçe hesabı yaparken önce şu soruyu soracağız:
Bu rakama neler dahil?
Yurt veya daire kirası var mı? Elektrik, su, ısınma, internet, ulaşım ve beslenme dahil mi?
Yoksa yalnızca cep harçlığından mı söz ediyoruz?
Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan ve Çekya'da yaşam maliyetleri birbirinden farklıdır. Aynı ülkenin iki şehri arasında bile ciddi farklar olabilir.
Devlet yurdunda kalan öğrenciyle tek başına daire kiralayan öğrencinin bütçesini aynı kabul edemeyiz.
Üstelik konaklama başlangıcında depozito, emlak komisyonu ve yerleşme masrafları gibi ek giderler ortaya çıkabilir.
Dolayısıyla size aylık tek bir rakam verip bütün Avrupa'da geçerli olduğunu söyleyenlere şu soruyu sorun:
Hangi şehirde, hangi konaklama biçiminde, hangi yaşam standardıyla?
Bütçe planlaması rakam ezberlemek değil, gerçek giderleri hesaplamaktır.
FASA FİSO 7 — Yurt Dışında Üniversite Okumanın Toplam Maliyeti Nedir?
İddia: İngilizce psikoloji eğitimi yıllık 3.000 avro. Çok iyi, burada okuruz!
Bir dakika.
Acele etme, anne babanı da hemen gaza getirme. :)
Çünkü üniversitenin yıllık eğitim ücreti, yurt dışında üniversite okumanın toplam maliyeti değildir.
Bir de konaklaman var.
Beslenme, ulaşım, elektrik, su, internet, sağlık sigortası, oturum işlemleri, Türkiye'ye geliş gidişler…
Hatta ilk yıl ödenecek depozito ve yerleşme giderleri.
Örneğin yıllık 3.000 avro eğitim ücreti olan bir program düşünelim.
Öğrencinin konaklama ve diğer yaşam giderleri aylık 750 avro tutarsa, 12 aylık toplam yaşam gideri 9.000 avroya ulaşır.
Böylece yalnızca eğitim ve temel yaşam giderleri üzerinden yıllık toplam 12.000 avroluk örnek bir bütçe ortaya çıkar.
Bu bir üniversitenin resmî maliyeti değil; hesaplama yöntemini göstermek için oluşturulmuş varsayımsal bir örnektir.
Gerçek tutar üniversiteye, şehre ve öğrencinin tercihlerine göre değişir.
Ayrıca hazırlık eğitimi alınacaksa bu yılın maliyetini de hesaba katmalıyız.
Üniversite tercihini yalnızca yıllık eğitim ücretine göre yapmak, otomobil alırken sadece ilk taksiti hesaplamaya benzer.
Aracın kendisi ne kadar, onu kullanmak ne kadar?
İkisini de bilmek gerekir.
FASA FİSO 8 — Biyoloji ve Kimyada Zayıf Olan Öğrenci Tıp Okuyabilir mi?
İddia: Biyoloji ve kimyam zayıf ama yurt dışında tıp okumak istiyorum.
Olabilir.
Peki, eksiklerini tamamlamaya hazır mısın?
İşte asıl soru bu.
Tıp eğitiminin temelinde biyoloji, kimya ve ilgili diğer fen bilimleri bulunur. Bazı üniversitelerin giriş sınavlarında fizik veya matematik de yer alabilir.
Dolayısıyla lise hayatı boyunca bu derslere yeterince ilgi göstermemiş bir öğrencinin, herhangi bir hazırlık yapmadan yoğun bir tıp müfredatında başarılı olacağını varsaymak gerçekçi değildir.
Ama burada önemli bir ayrım yapalım.
Akademik eksiği olmak, tıp okumaya uygun olmamak anlamına gelmez.
Öğrencinin öğrenme isteği, çalışma disiplini ve eksiklerini giderme kararlılığı çok önemlidir.
Bir öğrenci bugün biyolojide zayıf olabilir. Düzenli ve doğru bir hazırlık programıyla ciddi ilerleme kaydedebilir.
Sorun eksiklerinin bulunması değil; onları yok sayarak üniversiteye başlamaya çalışmasıdır.
Arkadaşlar, tamam, iyi bir jokey olmak için önce at olmaya gerek yok. :)
Ama tıp okuyacaksanız biyoloji ve kimya öğrenmeden bu işin yürümeyeceğini de kabul etmelisiniz.
Diploma notunuzu geçmişe dönerek değiştiremeyiz. Ama bugünden başlayarak akademik hazırlığınızı değiştirebiliriz.
Yurt dışında tıp okumayı düşünen öğrenciler ve aileleri için şu yazımızı da öneriyoruz: Yurtdışında Kimler Tıp Okumamalıdır?
FASA FİSO 9 — Matematik Altyapısı Zayıf Olan Öğrenci Mühendislik Okuyabilir mi?
İddia: Matematiğim pek iyi değil ama yurt dışında mühendislik okumak istiyorum.
Peki, hangi mühendislik?
Bilgisayar, elektrik-elektronik, makine, inşaat?
Arkadaşlar, mühendislik eğitiminde matematik ve analitik düşünme önemli bir yer tutar.
Bazı üniversiteler yalnızca lise diploması ve dil yeterliliğiyle başvuru kabul edebilir.
Bu mümkündür.
Ama üniversitenin sizi kabul etmesi, birinci sınıftaki matematik ve fizik derslerinde başarılı olacağınız anlamına gelmez.
İlk yıl karşılaşacağınız analiz, lineer cebir, fizik veya programlamaya giriş gibi dersler, lise dönemindeki eksiklerinizi kısa sürede görünür hâle getirebilir.
Yine de meseleye yalnızca lise notuyla yaklaşmayalım.
Öğrenci eksiklerini biliyor ve tamamlamak için çalışmaya hazırsa neden olmasın?
Ama bir şekilde kabul alayım, sonrasına bakarız düşüncesiyle hareket ediyorsanız…
Sonrası bazen düşündüğünüzden pahalıya mal olabilir.
İyi mühendislik eğitimi, yalnızca üniversiteye kabul edilmekle değil, gerekli akademik temeli oluşturmakla başlar.
FASA FİSO 10 — B1 İngilizce ile Yurt Dışında Psikoloji Okumak Gerçekçi mi?
İddia: İngilizcem B1. Psikoloji okuyacağım, dili de zamanla geliştiririm.
Peki, psikoloji eğitiminin ne kadar yoğun okuma, araştırma ve akademik yazma gerektirdiğinin farkında mısın?
Psikoloji yalnızca insan davranışlarını gözlemlemekten ibaret değildir.
Araştırma yöntemleri, istatistik, bilişsel psikoloji, gelişim psikolojisi, bilimsel makaleler ve akademik tartışmalar…
Bütün bunları İngilizce takip edeceksin.
Üstelik bir başka soru daha var:
Kendi ana dilinde ne kadar okuyorsun?
Bu soru, yabancı dil öğrenme kapasiteni küçümsemek için değil; akademik okuma alışkanlığını sorgulamak için önemli.
Çünkü akademik başarı yalnızca dil seviyesinden değil, okuduğunu anlama, analiz etme ve düşüncelerini ifade edebilme becerilerinden de beslenir.
Bir öğrenci bugün B1 seviyesinde olabilir ve iyi bir hazırlıkla daha ileri düzeye ulaşabilir.
Ama bunu yapmadan doğrudan yoğun bir İngilizce lisans programına başlamanın risklerini bilmelidir.
Psikoloji okumak istiyorsanız önce yalnızca İngilizce seviyenizi değil, akademik okuma ve düşünme alışkanlıklarınızı da değerlendirin.
FASA FİSO 11 — Üniversite Hazırlık Eğitimini Hedef Üniversitede Almak Zorunlu mu?
İddia: Hangi üniversitede okuyacaksam hazırlığı da mutlaka orada almalıyım.
Arkadaşlar, bu her üniversite için geçerli bir kural değildir.
Ama tersini söyleyip hazırlığı nerede aldığınız hiçbir üniversiteyi ilgilendirmez demek de doğru olmaz.
Önce hazırlık eğitiminin ne olduğuna bakalım.
Bir program yalnızca İngilizce öğretebilir. Başka bir program İngilizceyle birlikte biyoloji, kimya, matematik veya fizik dersleri verebilir.
Bazıları belirli bir üniversitenin kabul sınavına yönelik hazırlanmıştır. Bazıları ise birden fazla üniversitenin giriş sınavına hazırlanmayı amaçlar.
Önemli olan şu soruların cevabıdır:
Hazırlık programının içeriği hedef üniversitenin giriş sınavıyla uyumlu mu? Program sonunda hangi dil ve akademik yeterlilikler kazanılıyor? Hedef üniversite hazırlık sertifikasını kabul ediyor mu? Hazırlık programı herhangi bir muafiyet veya geçiş hakkı sağlıyor mu? Öğrenci uluslararası bir kampüste dilini kullanma ve sosyalleşme fırsatı bulabiliyor mu?
Bir üniversitenin hazırlık programına kayıt yaptırmak, aynı üniversitenin lisans programına otomatik kabul anlamına gelmeyebilir.
Diğer taraftan, farklı bir kurumda alınan iyi bir hazırlık eğitimi de hedef üniversitenin sınavına hazırlanmak açısından yararlı olabilir.
Hazırlık eğitiminde asıl mesele üniversitenin tabelası değil, programın sizi hedefinize ne kadar hazırladığıdır.
İnsan bazen merak ederek öğrenir, bazen de öğrendiği dili her gün kullanmak zorunda kaldığı için.
İyi bir hazırlık programı her ikisine de fırsat sunmalıdır.
FASA FİSO 12 — Çekçe Öğrenerek Çekya'da Ücretsiz Tıp Okumak Mümkün mü?
İddia: Bir yıl Çekçe öğrenirim, sonra Çekya'da ücretsiz tıp okurum.
Bu kez cevabımız biraz farklı:
Evet, belirli koşullarda mümkün.
Çekya'daki kamu ve devlet yükseköğretim kurumlarında Çekçe yürütülen programlarda genel olarak öğrenim ücreti alınmaması önemli bir fırsattır.
Ama bu bilgi, Çekçe tıp eğitiminin kolay olduğu anlamına gelmez.
Öncelikle üniversite düzeyinde ve özellikle tıp gibi yoğun bir alanda eğitim alabilecek kadar güçlü bir Çekçe seviyesine ulaşmanız gerekir.
Ardından hedef fakültenin giriş sınavı ve diğer kabul koşullarını karşılamalısınız.
Bir de hazırlık eğitiminin kendisi ücretsiz olmak zorunda değildir.
Örneğin Charles University bünyesinde Çekçe, biyoloji, kimya ve fizik içeren ücretli tıp hazırlık programları bulunmaktadır.
Dolayısıyla şu iki cümle aynı şey değildir:
Çekya'da Çekçe tıp eğitimi ücretsiz olabilir.
Bir yıl Çekçe öğrenen herkes kolayca ücretsiz tıp fakültesine yerleşebilir.
Birincisi belirli koşullarda doğrudur.
İkincisi ise fazlasıyla iyimserdir.
Arkadaşlar, ücretsiz eğitim önemli bir fırsattır. Ama bu fırsatı değerlendirebilmek için dil yeterliliği, akademik hazırlık ve giriş sınavı başarısı gerekir.
Ücretsiz olan eğitim olabilir. O eğitime ulaşmak için göstereceğiniz emek değil.
FASA FİSO 13 — Yurt Dışında Sınavsız Tıp Okumak Gerçekten Kolay mı?
İddia: Yurt dışında sınavsız tıp okuyabilirsiniz!
İyi de hangi sınavdan söz ediyoruz?
Türkiye'deki YKS'den mi?
Yoksa başvuracağınız üniversitenin kendi giriş sınavından mı?
Önce bu ayrımı yapalım.
Bazı üniversiteler başvurularda kendi giriş sınavını uygular. Bazıları farklı akademik belgeler, diploma notu, dil yeterliliği veya başka değerlendirme yöntemleri kullanabilir.
Ancak üniversitenin giriş sınavı uygulamaması, öğrencileri hiçbir akademik ölçüte göre değerlendirmediği anlamına gelmez.
Kontenjanlar sınırlı olabilir.
Başvuran adayların lise başarıları, dil seviyeleri ve diğer nitelikleri değerlendirilebilir.
Üstelik kabul aldıktan sonra da öğrenciyi üniversitenin akademik müfredatı bekler.
Dolayısıyla sınavsız kabul ile kolay eğitim arasında doğrudan bir ilişki kurmak doğru değildir.
Bir de YÖK boyutu var.
Türkiye'de lise öğrenimini tamamlamış öğrencilerin bazı programlar için YKS başarı sırası şartına tabi olabileceğini unutmayalım.
Yani üniversitenin kendi sınavını uygulamaması, Türkiye'deki denklik koşullarını ortadan kaldırmaz.
Arkadaşlar, bazen öyle bir beklentiyle karşılaşıyoruz ki insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Hem yağmurun altında yürüyelim hem de hiç ıslanmayalım mı? :)
Güzel hayal.
Ama eğitim hayatı, yağmur damlalarının arasından akrobatik hareketlerle geçmeye çalışarak planlanmaz.
Müsaade Edin Hayatınıza Dokunalım...
Arkadaşlar, bu fasa fisolar çoğalır gider.
Biz de zaman zaman yeni başlıklar ekleriz elbet.
Çünkü yurt dışı eğitim dünyasında değişmeyen tek şey, öğrencilerin ve ailelerin karşısına sürekli yeni vaatlerin çıkması galiba. :)
Bizim amacımız, hayatınızı bu vaatlere göre şekillendirmemeniz.
Yoksa ticari açıdan bakıldığında biz de bir eğitim danışmanlığı kurumuyuz.
İstersek duymak istediğiniz şeyleri söyleriz.
Merak etmeyin, hallolur.
İngilizceyi orada öğrenirsiniz.
Denkliği garanti.
Sınavsız kabul çok kolay.
Önce kaydı yapalım, gerisini sonra düşünürüz.
Ne güzel değil mi?
Siz duymak istediğinizi duyarsınız. Biz de işlemlerinizi yapar, ücretimizi alırız.
Genelde böyle yapılıyor ya. :)
Ama bizim eğitim danışmanlığından anladığımız bu değil.
Yıllara dayanan tecrübemiz bize bir şey öğretti:
Bir öğrencinin hayaline saygı duymak, ona her istediğinin mümkün olduğunu söylemek değildir.
Bazen daha fazla çalışması gerektiğini söylemektir.
Bazen önce İngilizcesini geliştirmesini önermektir.
Bazen üniversite tercihini yeniden değerlendirmesini istemektir.
Bazen de ailesine, çocuklarının hayatının kendilerine ait olmadığını hatırlatmaktır.
Çünkü bizce yurt dışı eğitim danışmanlığı yalnızca evrak hazırlamak, başvuru yapmak ve üniversiteden kabul yazısı almak değildir.
Bir insanın geleceğine dokunabilme sorumluluğudur.
Ve o sorumluluğu taşıyan kişi, öğrencinin duymak istediğini değil, bilmesi gereken gerçeği söyleyebilmelidir.
Bir üniversiteye kabul edilmek, doğru üniversiteye kabul edildiğiniz anlamına gelmez.
Bir ülkeye gitmek de o ülkede başarılı olacağınızın garantisi değildir.
Bizim için önemli olan, sizin hakkınızdaki gerçekleri bilerek bize ulaşmanız.
Çünkü ancak o zaman hayatınıza doğru şekilde dokunabiliriz.
Hayallerinizi küçümsemiyoruz. Onlara ulaşmak için gereken emeği ciddiye alıyoruz.
Kalın sağlıcakla…
Su Cihantepe
Sophia Academy
It's not simple to be simple.




Yorumlar