top of page

Sırbistan ve Bulgaristan’da Eğitim Danışmanlığının Mesleki ve Etik Anatomisi

Yazarın fotoğrafı: Study smart. Live well.
Study smart. Live well.
14 saat önce
15 dakikada okunur

Bir kartvizite danışman yazmak kolaydır. Peki, bir öğrencinin geleceği hakkında söz söylemenin sorumluluğunu taşımak?

Yazar: Kubilay Zer Göktürk  |  Son güncelleme: 15 Ekim 2026

Türkiye’de yurt dışı eğitim danışmanlığı ilginç bir meslek.

Bir üniversiteye birkaç öğrenci gönderen danışman olabiliyor. Birkaç başvuru formu dolduran kendisini uzman olarak tanıtabiliyor. Sırbistan veya Bulgaristan hakkında videolar hazırlayan ise kısa süre sonra o ülkenin eğitim otoritesi gibi konuşmaya başlayabiliyor.

Hatta bazıları kendilerine bir de hoca diyor.

Peki, kim veriyor bu unvanları?

Hangi akademik eğitimle, hangi mesleki deneyimle, hangi kültürel birikimle, hangi sorumluluk anlayışıyla kazanılıyor bu sıfatlar?

Daha önemlisi, bir insanın başka bir insanın geleceği hakkında tavsiyede bulunabilmesi için ne bilmesi gerekiyor?

Biraz danışmanlık konuşalım.

Ama bu kez üniversiteleri değil, danışmanları değerlendirelim.

Bu yazıda yalnızca danışmanlık unvanlarını değil; akademik yeterliliği, YÖK denkliği konusundaki sorumlulukları, yanıltıcı vaatleri, yazılı taahhütleri ve ailelerin danışman seçerken sorması gereken soruları ele alacağız.

Çünkü mesele yalnızca hangi üniversiteye gideceğiniz değil, o yolda kime güveneceğinizdir.


1. Danışmanlık Bir Meslek mi, Yoksa Kartvizite Yazılan Bir Unvan mı?

Danışmanlık yalnızca bilgi vermek değildir.

Bilgiyi analiz etmek, seçenekleri karşılaştırmak, riskleri açıklamak ve kişiye özgü çözüm üretmektir.

Bir insan bu işi üniversitede öğrenmiş olabilir. Usta-çırak ilişkisiyle yetişmiş olabilir. Yıllarca yurt dışında yaşamış, üniversitelerle çalışmış ve yüzlerce öğrencinin eğitim sürecine eşlik etmiş olabilir.

Bunların hepsi değerlidir.

Ancak deneyimin yalnızca yıl sayısıyla ölçülemeyeceğini de kabul etmeliyiz.

Aynı işi yirmi yıl yapmak, o işi yirmi yıllık uzmanlıkla yaptığınız anlamına gelmez.

Asıl mesele, o yıllar boyunca ne öğrendiğiniz, ne geliştirdiğiniz ve hangi sorumlulukları üstlendiğinizdir.


2. Belgrad’ı Tanımadan Belgrad Danışmanı, Sofya’yı Bilmeden Bulgaristan Uzmanı Olunur mu?

Bir süre önce ilginç bir telefon görüşmesi yaptım.

Arayan kişi yurt dışı eğitim danışmanlığı yapmak istediğini anlatıyordu.

Sırbistan’a öğrenci göndermeyi planlıyordu. Ancak Belgrad’da ofisi veya yerel ekibi bulunmadığını, bu konularda organizasyon kurmak istediğini söyleyerek bizden destek talep ediyordu.

Şaşırdım mı?

Hayır.

Herkes bir yerden başlar. İş birliği istemek de yanlış değildir.

Ama aklıma bazı sorular geldi.

Sırbistan’ın yükseköğretim sistemini ne kadar tanıyordu?

Belgrad Üniversitesi’nin fakültelerini, giriş sınavlarını ve kabul şartlarını biliyor muydu?

Sırpça konuşabiliyor muydu? Konuşamıyorsa yerel kurumlarla iletişimi nasıl sağlayacaktı?

Öğrencinin oturum işlemleri aksadığında kim müdahale edecekti?

Bir öğrenci akademik başarısızlık yaşadığında ne tür destek sunabilecekti?

Bu kişinin bütün yeterliliklerini bilmiyoruz. Dolayısıyla hakkında kesin bir hüküm vermek doğru olmaz.

Ama şu soruyu sormak hakkımız:

Bir danışman, danışmanlık yapabilmek için başka bir danışmanın bilgisine, ekibine ve deneyimine ihtiyaç duyuyorsa müşterisine hangi uzmanlığını sunmaktadır?

Burada önemli bir ayrım yapalım.

Her danışmanın Belgrad’da veya Sofya’da kendi ofisi bulunmak zorunda değildir. Her danışmanın Sırpça veya Bulgarca bilmesi de şart değildir.

Ancak yerel sorunları çözebilecek güvenilir bir organizasyona sahip olması, hizmetin kim tarafından verileceğini açıklaması ve kendi yeterlilik sınırlarını bilmesi beklenir.

Bir ülkede ofisinizin olmaması sorun değildir. O ülkede çözüm üretecek bir sisteminizin olmaması ise ciddi bir sorudur.


3. Birkaç Video Çekince Uzman, Kendisine Hoca Deyince Akademisyen mi Olunuyor?

Belgrad’ın meydanlarında yürüyebilirsiniz.

Sofya’nın tarihi binalarını gösterebilirsiniz.

Üniversitelerin önünde video çekebilir, öğrencilerle röportaj yapabilirsiniz.

Bunların hepsi tanıtım faaliyetidir.

Peki, uzmanlık mıdır?

Bir danışman Belgrad Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin giriş sınavındaki biyoloji ve kimya konularını biliyor mu?

Bulgaristan’daki hazırlık programlarıyla doğrudan fakülte kabulü arasındaki farkı açıklayabiliyor mu?

Bir öğrencinin akademik seviyesini değerlendirip hangi konularda hazırlığa ihtiyaç duyduğunu belirleyebiliyor mu?

YÖK’ün güncel tanıma ve denklik düzenlemelerini takip ediyor mu?

Bunları bilmeden de video çekilebilir.

Ama video çekmek, akademik yeterlilik belgesi değildir.

Bir de şu hoca meselesi var.

Hangi alanda hocasınız?

Biyoloji mi öğretiyorsunuz? Kimya mı? Üniversite sınavlarına mı hazırlıyorsunuz? Akademik araştırmalarınız mı var?

Elbette hoca sözcüğü günlük dilde saygı ifadesi olarak da kullanılır.

Ancak bu hitapla akademik yetkinlik izlenimi oluşturuluyorsa, kişinin gerçek nitelikleri sorgulanmalıdır.

Kameranın karşısında kendinden emin konuşmak kolaydır. O söylediklerinizin akademik sorumluluğunu üstlenmek ise başka bir iştir.

Site Yap, Yazı Koy, At Yalanı… Danışmanlık Bu Kadar Kolay mı?

Bir internet sitesi kur. Birkaç üniversite fotoğrafı yerleştir. Başvuru şartlarını kopyala. Kendine eğitim danışmanı, hatta uzman de.

Sonra kamerayı aç. Belgrad’dan, Sofya’dan birkaç görüntü paylaş. Üniversitenin önünde dur, kendinden emin konuş.

Oldu mu şimdi? Eğitim danışmanı mısın?

Biz otuz yılda kimleri gördük…

Büyük iddialarla ortaya çıkanları, kendilerine uzman unvanı verenleri, birkaç öğrenci kaydedince sektörün otoritesi olduğunu düşünenleri…

Peki, bugün neredeler?

Birçoğu artık ortada yok. Ama verdikleri sözlere güvenerek yola çıkan öğrencilerin yaşadıkları ne oldu?

Üstelik bazen uzun uzun araştırmanıza bile gerek kalmıyor. Bazı tanıtım videolarını dikkatle izlemek yeterli.

Sorulan sorulara bakın. Verilen cevapları dinleyin. Akademik bilgi var mı? Mevzuata hâkimiyet var mı? Üniversitenin eğitim sistemine ilişkin gerçek bir analiz var mı?

Yoksa yalnızca güzel bir şehir manzarası, ezberlenmiş birkaç cümle ve bolca özgüven mi var?

Çünkü kamera karşısında konuşabilmek başka, bir öğrencinin geleceği hakkında konuşabilecek yeterliliğe sahip olmak başka.

Otuz yıl bize bir şey öğrettiyse o da şudur:

İnternet sitesi kurmak kolaydır. Uzmanlık iddiasında bulunmak daha da kolaydır. Zor olan, yıllar sonra bile verdiğiniz sözlerin ve yaptığınız işlerin arkasında durabilmektir.



4. Danışman mı, Aracı mı, Evrak Takipçisi mi?

Bir kişi üniversitenin başvuru formunu dolduruyor, belgeleri gönderiyor, kabul mektubunu iletiyor ve ücret alıyorsa yaptığı işin adı nedir?

Aracılık mı? Evrak takibi mi? Organizasyon hizmeti mi? Yoksa akademik danışmanlık mı?

Bu hizmetlerin hiçbirini küçümsemiyorum.

İyi bir operasyon görevlisi, kötü bir danışmandan çok daha yararlı olabilir.

Sorun, yapılan işin olduğundan farklı pazarlanmasıdır.

Öğrenciye üniversitenin adını söylemek bilgi aktarmaktır.

O üniversitenin neden uygun olduğunu açıklamak danışmanlığın başlangıcıdır.

Öğrencinin akademik durumunu, dil seviyesini, ekonomik koşullarını ve mesleki hedeflerini değerlendirerek alternatifli yol haritası oluşturmak ise uzmanlık gerektirir.

Aracı işlemi gerçekleştirir. Danışman, kararın arkasındaki bilgiyi ve gerekçeyi üretir.


5. Her Öğrenciye Aynı Paket: Danışmanlık mı, Hazır Menü mü?

Sektörümüzün çok sevdiği bir kelime var:

Paket.

Standart paket. Premium paket. VIP paket. Her şey dahil paket.

Peki, öğrenciler standart mı?

Bir öğrencinin İngilizcesi A2, diğerinin C1.

Birinin biyoloji ve kimya temeli güçlü, diğerinin ciddi akademik hazırlığa ihtiyacı var.

Bir öğrencinin diploma notu yüksek, diğerinin giriş sınavında çok daha güçlü performans göstermesi gerekiyor.

Bir ailenin bütçesi sınırlı, diğerinin önceliği akademik olanaklar.

Bu öğrencilerin tamamına aynı danışmanlık nasıl sunulabilir?

Elbette evrak kontrolü, vize organizasyonu, başvuru takibi ve konaklama desteği gibi standartlaştırılabilecek işlemler vardır.

Bunların paketlenmesi doğaldır.

Ama standart operasyon hizmetini kişiselleştirilmiş akademik danışmanlık olarak sunmak doğru değildir.

Öğrencinin geleceği hazır menüden seçilecek bir ürün değildir.


6. Danışmanlığın Dört Seviyesi: Vasat, Orta, İyi ve Mükemmel

Bu sınıflandırma resmî bir mesleki derecelendirme değil, danışmanlık hizmetinin niteliğini değerlendirmek için önerdiğimiz bir modeldir.

Vasat Danışman: İşlem Odaklı

Üniversite isimlerini bilir, ücret listelerini paylaşır, belgeleri toplar.

Öğrencinin akademik yeterliliğini derinlemesine değerlendirmez.

Temel sorusu şudur:

Bu öğrenciyi nereye kaydedebilirim?

Orta Düzey Danışman: Bilgi Odaklı

Üniversitelerin kabul koşullarını, başvuru tarihlerini ve eğitim ücretlerini bilir.

Birden fazla seçenek sunabilir.

Ancak öğrencinin akademik eksiklerini giderecek bir hazırlık ve takip sistemi bulunmayabilir.

Temel sorusu:

Bu öğrenci hangi üniversitelere başvurabilir?

İyi Danışman: Öğrenci Odaklı

Öğrencinin akademik geçmişini, dil seviyesini, bütçesini ve mesleki hedeflerini değerlendirir.

Üniversiteleri karşılaştırır, riskleri açıklar ve gerçekçi alternatifler sunar.

Temel sorusu:

Bu öğrenci için en uygun akademik yol hangisidir?

Mükemmel Danışman: Sorumluluk ve Sonuç Odaklı

İyi danışmanın bütün niteliklerine sahiptir.

Bununla yetinmez.

Gerektiğinde akademik hazırlık planlar, uzman öğretmenlerle çalışır, performansı izler ve öğrencinin gelişimini ölçer.

Verdiği hizmetleri, sorumluluklarını ve sınırlarını yazılı olarak açıklar.

Başarıyı yalnızca kayıt sayısıyla değerlendirmez.

Temel sorusu:

Bu öğrencinin hedeflerine ulaşma ihtimalini hangi somut çalışmalarla artırabilirim?

Mükemmel danışman, her öğrenciyi her üniversiteye yerleştireceğini söyleyen değil; gerektiğinde “Henüz hazır değilsin, önce hazırlanmalıyız” diyebilen kişidir.


7. Denklik Var Dediniz. Peki, Neye Dayanarak?

Bir aile düşünün.

Çocuğunu Kuzey Makedonya’da bir üniversiteye göndermiş.

Danışman, diplomanın Türkiye’de denkliği bulunduğunu söylemiş olsun.

Yıllar sonra aile, üniversitenin tanınmasıyla diploma denkliğinin aynı şey olmadığını öğreniyor.

Şimdi soralım:

YÖK mevzuatını takip etmek öğrencinin mi görevidir?

Üniversitenin tanınmasını araştırmak velinin mi sorumluluğudur?

Dünya üniversite sıralamalarının denklik açısından önemini bilmek, bu hizmet karşılığında ücret alan danışmanın mesleki sorumluluğuna girmez mi?

Elbette aile de araştırmalıdır.

Ama ailenin bilmediği bir konuda uzmanlık iddiasıyla ücret alan kişi, “Ben de bilmiyordum” diyerek sorumluluk tartışmasından çıkabilir mi?

YÖK açısından üniversitenin tanınması ile bireysel diploma denkliği farklı kavramlardır.

Özellikle tıp, diş hekimliği, eczacılık ve hukuk alanlarında, 2024 yılında açıklanan düzenlemelerle üniversite sıralamaları ve belirli öğrenciler için YKS başarı şartı önemli hale gelmiştir. Başlangıç yılı ve geçiş hükümleri de değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla bir danışman, “Bu üniversitenin denkliği var” demek yerine, öğrencinin durumuna uygulanacak koşulları resmî kaynaklardan incelemelidir.

Danışman Bilmiyordu. Peki, Bilmek Zorunda Değil miydi?

Bir danışman yanlış bilgi veriyorsa iki ihtimal üzerinde durulmalıdır.

Gerçekten bilmiyor olabilir.

Ya da doğru bilgiyi açıklamanın öğrencinin kararını değiştireceğini düşünerek bazı hususları gizliyor olabilir.

İlki mesleki yetersizliktir.

İkincisi ise somut kanıtlarla ortaya konulması gereken çok daha ciddi bir etik sorundur.

Danışmanın bilgisizliğinin bedelini neden öğrenci ödesin?


8. Yurt Dışı Eğitim Danışmanlığında En Tehlikeli Vaatler

Sırbistan ve Bulgaristan’da eğitim planlayan ailelerin özellikle dikkat etmesi gereken ifadeler var.

“Bu üniversitenin YÖK denkliği garanti.”

“YKS’ye girmenize gerek yok.”

“Sınavsız tıp fakültesine yerleştiriyoruz.”

“Diplomanız bütün Avrupa’da otomatik geçerli.”

“Yatay geçişiniz kesin.”

“Biz üniversitenin resmî temsilcisiyiz.”

“Dil bilmenize gerek yok.”

“Kontenjan bitiyor, hemen ödeme yapın.”

“Çocuğunuz kesin doktor olacak.”

“Bütün işlemleri biz hallederiz.”

Bu ifadelerin bazıları belirli koşullarda doğru olabilir. Ancak gerekli koşullar açıklanmadan kesin vaat olarak sunulmaları yanıltıcıdır.

Bir üniversitenin öğrenciyi kabul etmesi, Türkiye’de diploma denkliği elde edileceği anlamına gelmez.

Bir diplomanın akademik olarak tanınması da başka bir ülkede otomatik meslek icrası hakkı sağlamaz.

Üniversitenin resmî temsilcisi olduğunu söyleyen kişi bunu belgeleyebilmelidir.

Yatay geçiş garantisi veren danışman ise ilgili üniversitenin kabul yetkisini kendi elinde bulundurmadığını açıklamalıdır.

Bir danışmanın en tehlikeli cümlesi bazen söylediği yanlış bilgi değil, açıklamadığı doğru bilgidir.


9. Beklentileri Yönetmek mi, Korkudan Para Kazanmak mı?

Bir aile danışmanlık ofisine girdiğinde yalnızca üniversite bilgisi aramaz.

Güven ister. Belirsizliğin azalmasını ister. Çocuğunun geleceği için doğru karar vermek ister.

İşte danışmanlığın psikolojik boyutu burada başlar.

“Çocuğunuz açıkta kalabilir.”

“Bu üniversiteyi kaçırırsanız bir yıl kaybedersiniz.”

“Kontenjanlar bitiyor.”

“Şimdi ödeme yapmazsanız geç kalırsınız.”

Bu uyarılar gerçek verilere dayanıyorsa önemli olabilir.

Ancak doğrulanmayan risklerin sürekli vurgulanması, bilgilendirmeden çok baskıya dönüşebilir.

İyi danışman gerçek riskleri saklamaz.

Ama bu risklerin olasılığını, sonuçlarını ve alternatiflerini de açıklar.

Korkuyu yönetmek danışmanlıktır. Korku üretip ardından çözümünü satmak ise başka bir iştir.

Aynı şey umut için de geçerlidir.

Bir öğrencinin bugün akademik açıdan yetersiz olması, gelecekte başarılı olamayacağı anlamına gelmez.

Ancak başarılı olma ihtimali de bugünden kesin sonuç olarak pazarlanamaz.

Umut vermek için gerekçeniz olmalı. Umut satmak içinse çoğu zaman müşterinin inanması yeterlidir.


10. Bariz Vaatlere Aileler Neden İnanıyor?

Çünkü eğitim kararı yalnızca akılla verilmez.

İçinde umut, korku, beklenti ve ailelerin çocukları için duyduğu sorumluluk vardır.

Kurumsal görünümlü bir ofis güven yaratabilir.

Bir danışmanın kendisine uzman veya hoca demesi otorite izlenimi oluşturabilir.

Sosyal medyada paylaşılan öğrenci fotoğrafları başarı kanıtı gibi algılanabilir.

“Geçen yıl elli öğrenci gönderdik” ifadesi etkileyici gelebilir.

Ama elli öğrencinin kaçının doğru yönlendirildiğini, kaçının eğitimini sürdürdüğünü ve kaçının beklenmedik sorunlarla karşılaştığını bilmeden bu sayının neyi kanıtladığını söyleyemeyiz.

Aileler bazen duymak istedikleri cevaba daha kolay inanabilir.

Bu anlaşılabilir bir insan davranışıdır.

Tam da bu nedenle danışmanın sorumluluğu artar.

Ailenin inanmak istemesi, danışmana istediği hikâyeyi anlatma hakkı vermez.


11. Danışman Kimin Adına Çalışıyor? Öğrencinin mi, Üniversitenin mi?

Bir danışman aileden danışmanlık ücreti alabilir.

Aynı zamanda öğrenciyi yönlendirdiği üniversiteden veya başka bir kurumdan komisyon alıyor olabilir.

Bu durum tek başına yanlış değildir.

Ancak burada ciddi bir çıkar çatışması ihtimali doğar.

Danışman öğrenciyi gerçekten en uygun üniversiteye mi yönlendiriyor?

Yoksa ticari ilişkisinin bulunduğu üniversiteyi mi önceliklendiriyor?

Aile bu ilişkinin varlığını biliyor mu?

Alternatif üniversiteler aynı açıklıkla değerlendiriliyor mu?

Danışman sizin paranızla sizin geleceğinizi mi planlıyor, yoksa sizin geleceğiniz üzerinden kendi ticari ilişkilerini mi yönetiyor?

İyi danışman ticari ilişkilerini saklamak yerine açıklayabilmelidir.

Çünkü şeffaflık yalnızca hizmet ücretinin ne kadar olduğunu söylemek değildir.

Tavsiyenin arkasındaki olası çıkar ilişkilerini de görünür kılmaktır.


12. En Çok Öğrenci Gönderen, En İyi Danışman mıdır?

Bir şirketin yılda yüz öğrenci kaydettiğini düşünelim.

Başka bir şirket ise yirmi öğrenciyle çalışıyor olsun.

Hangisi daha başarılıdır?

Cevap vermek için yeterli bilgimiz yok.

Çünkü kayıt sayısı tek başına danışmanlık kalitesini göstermez.

Kaç öğrenci giriş sınavını kazandı?

Kaçı eğitimine devam ediyor?

Kaçı ilk yılını başarıyla tamamladı?

Kaçı üniversite değiştirdi veya eğitimini bıraktı?

Kaçı karşılaştığı sorunlarda yeterli destek alabildi?

Üstelik bu sonuçlar değerlendirilirken öğrencilerin başlangıçtaki akademik seviyeleri ve danışmanın üstlendiği hizmetler de dikkate alınmalıdır.

Çok öğrenci kaydetmek ticari başarı göstergesi olabilir. İyi danışmanlık yaptığınızı ise tek başına kanıtlamaz.


13. Başarılı Öğrencinin Fotoğrafını Herkes Paylaşır. Peki, Başarısız Öğrencinin Yanında Kim Kalır?

Belgrad Üniversitesi Tıp Fakültesi giriş sınavına hazırlanan bir öğrenciyi düşünelim.

Danışman sınav başvurusunu yapmış.

Öğrenci sınava girmiş.

Ama kazanamamış.

Sonra ne oluyor?

Danışmanın görevi sınav kayıt belgesini teslim etmekle mi sona eriyor?

Yoksa öğrencinin hangi konularda zorlandığını değerlendiren, alternatiflerini açıklayan ve sonraki akademik adımlarını planlayan bir destek sistemi var mı?

Elbette her danışman akademik hazırlık hizmeti vermek zorunda değildir.

Ancak hangi hizmetleri üstlendiğini baştan açıklamak zorundadır.

Akademik başarı garantisi vermek başka, akademik gelişim için ölçülebilir destek sunmak başka şeydir.

Başarılı öğrencinin fotoğrafını herkes paylaşır. Peki, başarısız öğrencinin yanında kim kalır?

Danışmanlığın gerçek karakteri bazen her şey yolunda giderken değil, işler planlandığı gibi gitmediğinde ortaya çıkar.


14. Ya Hayal Kırıklığı Yaşayan Gençler de Konuşmaya Başlasaydı?

İnternete bakıyorsunuz.

Başarı hikâyeleri, teşekkür mesajları, üniversite önünde çekilmiş fotoğraflar...

Her şey ne kadar güzel!

Peki, ya diğerleri?

Yanlış yönlendirildiğini düşünen, vaat edilen hizmeti alamayan, beklentileri karşılanmayan, akademik hazırlığı yetersiz olduğu halde üniversiteye gönderilen gençler?

Ya onlar da konuşmaya başlasaydı?

Yaşadıklarını bütün ayrıntılarıyla yazsalardı?

Aileleri ne kadar para harcadıklarını, hangi vaatlere inandıklarını ve sonrasında neler yaşadıklarını anlatsalardı?

Acaba internette yalnızca başarı fotoğrafları mı görürdük?

Belki çok sayıda hayal kırıklığı hikâyesiyle de karşılaşırdık.

Bilmiyoruz.

Çünkü elimizde sektör genelini temsil eden, doğrulanmış bir mağduriyet envanteri yok.

Ama bilmediğimiz bir başka şey daha var:

Paylaşılan başarı hikâyeleri, paylaşılmayan başarısızlıkların bulunmadığını kanıtlamaz.

Bu nedenle ailelere bir tavsiyem daha var.

Danışmanınızdan yalnızca başarılı öğrencilerin referanslarını istemeyin.

Süreçte sorun yaşamış öğrencilerin deneyimlerinin nasıl değerlendirildiğini de sorun.

Şikâyetler nasıl çözülmüş?

Verilen sözler yerine getirilmiş mi?

Öğrenci akademik veya idari bir sorun yaşadığında danışman nasıl davranmış?

Elbette her olumsuz deneyim danışmanın hatası değildir. Her şikâyet de kendiliğinden doğrulanmış bir olgu sayılmaz.

Ancak şikâyetleri incelemek, cevapları karşılaştırmak ve somut belgeleri değerlendirmek gerekir.

Bir danışmanın gerçek kalitesi, yalnızca mutlu öğrencilerinin anlattıklarıyla değil, mutsuz öğrencilerine nasıl davrandığıyla da anlaşılır.

Ve belki de asıl soru şudur:

“Başarı hikâyelerinizi gördük. Peki, hayal kırıklığı yaşayan öğrencilerinizin hikâyelerinden ne öğrendiniz?”


15. Büyük Vaatleriniz mi Var? Buyurun, Taahhütle Taçlandıralım!

Bazı danışmanların vaatleri gerçekten etkileyici.

“Kesin kazanırsınız.”

“Denklikte sorun yaşamazsınız.”

“Her şeyi biz hallederiz.”

“Çocuğunuzu bize bırakın, gerisini düşünmeyin.”

Ne güzel!

Ailelere tavsiyem şu:

Hemen itiraz etmeyin.

Gülümseyin.

“Peki, kabul!” deyin.

Sonra küçük bir ricada bulunun:

“Madem bu kadar eminsiniz, vaatlerinizi yazılı taahhütle taçlandıralım.”

Hangi hizmeti, hangi tarihte, hangi koşullarda sunacağınızı yazalım.

Gerçekleşmezse ne olacağını da sözleşmeye ekleyelim.

Ücret iadesini, sorumlulukları ve istisnaları açıkça belirtelim.

Güzel Sözlerin Altında Kimin İmzası Var?

“Tanrı’nın pis işlerinin altında hep şeytanın imzası olurmuş.”

Sert bir söz.

Ama üzerinde düşünmeye değer.

Biz de otuz yıldır bu sektörde nice güzel sözlerin, büyük vaatlerin ve kusursuz görünen hikâyelerin arkasında neler yaşandığını gördük.

Bir internet sitesi kurmak kolay. Birkaç video çekmek, kendine uzman demek, kartvizite danışman yazmak daha da kolay.

Peki, o sözlerin altına imza atmak?

İşte mesele burada başlıyor.

Çünkü bir vaadin değeri, ne kadar güzel anlatıldığıyla değil, arkasında kimin durduğuyla ölçülür.

Hatta biraz daha ileri gidelim.

“Hocam, madem hiçbir risk yok diyorsunuz, varsa bir dairenizi, arabanızı da teminat olarak göstermeye ne dersiniz?”

Elbette bu son soru bir hiciv.

Kimsenin evini veya arabasını devretmesini önermiyoruz.

Ama düşünün.

Bir insan kendi mal varlığı söz konusu olduğunda son derece dikkatli davranırken, başka bir ailenin altı yıllık geleceğini nasıl bu kadar kolay garanti edebiliyor?

Madem çok büyük mali vaatlerde bulunuyorsunuz, gerektiğinde hukuken geçerli bir senet veya ödeme gücü belgelenebilir bir kefil gibi güvenceleri konuşmaya da hazır mısınız?

Böyle bir güvence elbette hukuki şekil şartlarına uygun hazırlanmalıdır. Kefilin resmî gelirinin bulunması tek başına yeterli değildir.

Ayrıca her hizmet veya sonuç senetle garanti edilemez. Üniversitenin, konsolosluğun ya da YÖK’ün kararlarını danışman kendi adına taahhüt edemez.

Ama kendi yapacağını söylediği işlerin sorumluluğunu üstlenebilir.

Senet vermeyi reddetmek tek başına yalan söylemek değildir.

Ancak sözlü olarak sınırsız garanti verip yazılı sözleşmede hiçbir sorumluluk kabul etmemek, sorgulanması gereken ciddi bir tutarsızlıktır.

Söz ağızdan çıkar. Taahhüt altına imza atılır. Sorumluluk ise o imzanın arkasında durabilmektir.



16. Güven Arıyorsunuz. Peki, Güveni Nerede Arıyorsunuz?

Sevgili anne ve babalar,

Biliyorum, güven arıyorsunuz.

Çünkü söz konusu olan yalnızca bir üniversite kaydı değil. Çocuğunuzun geleceği, yıllarca verdiğiniz emek, yaptığınız fedakârlıklar ve belki de ailenizin en büyük hayali.

Güven aramakta haklısınız.

Ama lütfen güveni yanlış yerde aramayın.

Büyük ofislerde, pahalı mobilyalarda, gösterişli toplantı masalarında veya duvarlara asılmış üniversite logolarında aramayın.

Bunlar bir işletmenin fiziksel imkânlarını gösterebilir. Ancak danışmanlık yeterliliğini kanıtlamaz.

Bir danışmanın masasının büyüklüğüyle, taşıdığı sorumluluğun büyüklüğü arasında zorunlu bir ilişki yoktur.

Gerçek referans isteyin.

Yalnızca internet sitesine konulmuş teşekkür mesajlarını okumakla yetinmeyin.

Daha önce aynı üniversiteye yerleşmiş öğrencilerle ve aileleriyle, onların rızası alınarak doğrudan görüşün.

Yalnızca memnun aileleri değil, süreçte sorun yaşamış ve bu sorunların nasıl çözüldüğünü anlatabilecek kişileri de dinlemeye çalışın.

Şu soruyu özellikle sorun:

“Her şey yolundayken değil, bir sorun yaşadığınızda danışmanınız ne yaptı?”

Çünkü güven, sorun çıkmayacağına inanmak değildir.

Sorun çıktığında karşınızda kimin duracağını bilmektir.

Elbette referanslar da tek başına garanti değildir. Üniversitenin resmî bilgileri, yazılı sözleşmeler ve doğrulanabilir hizmet geçmişiyle birlikte değerlendirilmelidir.

Gösterişli bir ofis kiralanabilir. Pahalı bir masa satın alınabilir. Güven ise ancak zamanla ve yapılan işlerle kazanılır.


17. Bu İşte Ciddiyseniz, Kalkın Gidin. Belgrad’ı da Sofya’yı da Yerinde Görün!

Sevgili anne ve babalar,

Çocuğunuzu altı, belki yedi yıl boyunca başka bir ülkede okutmayı düşünüyorsunuz.

Binlerce avro eğitim ücreti ödeyeceksiniz. Kira, yaşam giderleri, ulaşım ve sağlık sigortası derken ciddi bir aile bütçesini bu karara ayıracaksınız.

Peki, çocuğunuzun yaşayacağı şehri hiç gördünüz mü?

Belgrad orada!

Türk vatandaşları için kısa süreli seyahatlerde vize muafiyeti bulunuyor. Güncel seyahat koşullarını kontrol edin, imkânınız varsa bir hafta sonu ayırın ve gidin.

Üniversiteyi görün. Fakülteyi gezin. Öğrencilerin yaşadığı mahalleleri tanıyın.

Ama yalnızca danışmanınızın size göstermek istediği yerleri görmeyin.

Farklı öğrencilerle konuşun.

İyi danışmanlık hizmeti almış, akademik ve sosyal hayatını planlı biçimde sürdüren öğrenciyi de dinleyin.

Yetersiz yönlendirme nedeniyle sorun yaşamış, beklentileri karşılanmamış öğrencinin deneyimini de öğrenin.

Birinin neden memnun olduğunu, diğerinin neden zorlandığını anlamaya çalışın.

Her sorunun danışmandan kaynaklanmadığını da unutmayın. Öğrencinin akademik hazırlığı, kişisel tercihleri ve uyum süreci de önemlidir.

Ama farklı deneyimleri karşılaştırmak, size hiçbir reklam videosunun veremeyeceği bir bakış açısı kazandırabilir.

Sofya da orada!

Birçoğunuzun yeşil pasaportu olabilir. Olmayanlar ise uygun vize koşullarını araştırarak seyahat planlayabilir.

Bulgaristan Schengen Bölgesi’nde. Pasaport türünüze ve vatandaşlığınıza uygun giriş şartlarını kontrol edin.

Sofya’yı görün. Üniversiteleri ziyaret edin. Hazırlık eğitimi alan öğrencilerle konuşun.

Dairelerin konumuna, ulaşım imkânlarına ve yaşam maliyetlerine bakın.

Ve lütfen yalnızca başarılı öğrencilerle görüşmeyin.

Zorlananları da dinleyin.

Çünkü bir ülkenin öğrenci hayatını anlamak için yalnızca güzel hikâyeleri bilmek yetmez.

Bir danışmanın anlattığı Belgrad ile öğrencinin yaşadığı Belgrad aynı mı? Bir internet sitesinde tanıtılan Sofya ile öğrencinin günlük hayatındaki Sofya örtüşüyor mu?

Bunları yerinde görmek mümkün.

Elbette herkesin seyahat edecek zamanı veya ekonomik imkânı olmayabilir. Böyle durumlarda farklı öğrencilerle görüntülü görüşmeler yapın, üniversitelerden doğrudan bilgi alın ve bağımsız kaynakları karşılaştırın.

Ama imkânınız varsa gidin.

Bir hafta sonunuzu ayırın.

Çünkü burada sıradan bir tatil seçmiyorsunuz.

Çocuğunuzun önündeki altı veya yedi yılı planlıyorsunuz.

Ailenizin binlerce avrosunu bu karara bağlıyorsunuz.

Bir otomobil satın almadan önce inceleme yaptırıyoruz. Bir ev kiralamadan önce gidip görüyoruz. Peki, çocuğumuzun yıllarca yaşayacağı şehri ve eğitim alacağı üniversiteyi neden yalnızca bir danışmanın anlattıklarıyla seçiyoruz?

Danışmanınıza, “Belgrad’a geliyoruz” veya “Sofya’yı görmek istiyoruz” deyin.

Size üniversiteyi, şehri ve mevcut öğrencilerin deneyimlerini tanımanız için yardımcı olup olamayacağını sorun.

İyi bir danışman, öğrencinin ve ailesinin bağımsız araştırma yapmasından rahatsız olmamalıdır.

Çünkü gerçek güven, araştırılmaktan korkmaz.

Altı yıllık bir geleceği, altmış saniyelik bir tanıtım videosuna emanet etmeyin.


18. Danışmanınızı Nasıl Değerlendirmelisiniz? Yedi Temel Ölçüt

Sırbistan veya Bulgaristan’da üniversite eğitimi planlayan ailelerin danışman seçerken yedi temel yeterliliği sorgulamasını öneriyorum.

Akademik bilgi: Üniversitelerin eğitim programlarını, giriş sınavlarını ve kabul koşullarını biliyor mu?

Mevzuat bilgisi: YÖK tanıma ve denklik düzenlemelerini güncel resmî kaynaklardan doğruluyor mu?

Kültürel ve dilsel yeterlilik: Öğrencinin yaşayacağı ülkeyi tanıyor mu? Yerel kurumlarla etkili iletişim sağlayabiliyor mu?

Yerel organizasyon: Belgrad’da veya Sofya’da öğrencinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek gerçek bir ekibi veya güvenilir iş ortakları var mı?

Bireysel planlama: Öğrencinin akademik ve ekonomik koşullarına göre çözüm üretiyor mu?

Şeffaflık: Hizmet ücretlerini, üniversitelerle ticari ilişkilerini ve sorumluluklarını açıklıyor mu?

Hesap verebilirlik: Verdiği sözleri yazılı olarak belirliyor, doğrulanabilir referanslar sunuyor mu?

Bu soruların cevaplarını araştırmadan yalnızca reklamlara, videolara veya etkileyici vaatlere güvenmek doğru değildir.


19. Danışmanınıza Bu Beş Soruyu Sorun. Cevapları Yazılı İsteyin.

Yurt dışında üniversite eğitimi planlayan öğrencilere ve ailelerine beş basit soru öneriyorum.

Birinci soru: Benim akademik seviyeme göre bu üniversiteyi neden öneriyorsunuz?

İkinci soru: YÖK tanıma ve denklik koşullarını hangi güncel resmî kaynaktan doğruladınız?

Üçüncü soru: Sırbistan veya Bulgaristan’da sorun yaşarsam kim, nerede ve hangi sorumlulukla ilgilenecek?

Dördüncü soru: Üniversiteye yerleşemezsem veya vaat ettiğiniz hizmeti alamazsam sözleşmemde ne yazıyor?

Beşinci soru: Daha önce benzer durumdaki öğrencilerle neler yaptığınızı, kişisel verilerini koruyarak gösterebilir misiniz?

Bu soruların cevaplarını alamıyorsanız karar vermeden önce daha fazla araştırma yapın.

Ve bu soruları bize de sorun.

Çünkü danışmanlıkta güven, sorgulanmamayı istemek değil; sorgulandığında cevap verebilmektir.


20. Onlar Para Kazanamaz. Peki, Siz Ne Kaybedersiniz?

Şimdi öğrencilere ve ailelerine doğrudan seslenmek istiyorum.

Lütfen, yalnızca vaatlere güvenerek paranızı teslim etmeyin.

Size akademik hazırlık mı vaat ediyorlar?

Nasıl yapacaklarını değil, daha önce neler yaptıklarını ve bugün hangi kaynaklara sahip olduklarını sorun.

Belgrad’da veya Sofya’da öğrencinizin yanında olacaklarını mı söylüyorlar?

Kimlerin, nerede, hangi sorumlulukla bulunacağını öğrenin.

YÖK denkliğinden mi bahsediyorlar?

Sözlü güvenceyle yetinmeyin. Güncel resmî kaynakları göstermelerini isteyin.

Üniversiteye yerleşeceğinizi mi vaat ediyorlar?

Bunun hangi akademik koşullara ve sözleşme hükümlerine dayandığını sorun.

Bir şey yapabileceklerini iddia ediyorlarsa önce yeterliliklerini, çalışmalarını, referanslarını ve kurdukları sistemi göstersinler.

Henüz ortada olmayan bir organizasyonu varmış gibi anlatanlara karşı dikkatli olun.

Ve zamanınızın sınırlı olduğunu unutmayın.

Çünkü burada tarafların üstlendiği risk aynı değil.

Bir danışman öğrenciyi kaydedemezse belki yalnızca danışmanlık ücretini kazanamaz.

Peki, öğrenci yanlış yönlendirilirse?

Bir başvuru dönemini kaçırabilir.

Bir akademik yıl kaybedebilir.

Ailesinin birikimini tüketebilir.

Yıllardır kurduğu hayali yeniden planlamak zorunda kalabilir.

Danışmanın kaybı bir müşteri olabilir. Öğrencinin kaybı ise hayatından geri alamayacağı bir yıl olabilir.

Üstelik her kayıp parayla telafi edilemez.

Bu nedenle bir danışmanın verdiği sözleri değerlendirirken yalnızca ne kazanabileceğinizi değil, o sözler gerçekleşmezse ne kaybedebileceğinizi de düşünün.


Danışmanlık Bir Unvan Değil, Sorumluluktur

Bu yazıyı yurt dışı eğitim danışmanlığı mesleğini küçümsemek için kaleme almadım.

Tam tersine.

Gerçekten bu işi bilenlerin emeğinin, bilgisiyle değil iddialarıyla öne çıkanların arasında kaybolmaması gerektiğine inanıyorum.

İyi bir danışmanın yıllar içinde kazandığı deneyime, kurduğu akademik ilişkilere, geliştirdiği yöntemlere ve üstlendiği sorumluluğa saygı duyulmalıdır.

Ancak aynı saygı, yalnızca kartvizitinde danışman yazdığı için herkese peşinen gösterilmek zorunda değildir.

Çünkü unvan bir iddiadır.

Yetkinlik ise kanıt gerektirir.

Son olarak bütün danışmanlara tek bir soru:

Bir öğrencinin üniversiteye kayıt yaptırmasını sağlayabilirsiniz. Peki, o öğrencinin neden o üniversitede okuması gerektiğini de açıklayabilir misiniz?

Cevabınız yoksa belki de önce mesleğinizin tanımını yeniden düşünmelisiniz.


Biz Daha Fazlasını Biliyoruz. Ama Siz de Bilin İstedik.

Aslında anlatacak çok daha fazla şeyimiz var.

Otuz yılın biriktirdiği deneyimler, karşılaştığımız olaylar, gördüğümüz yanlışlar ve öğrendiğimiz dersler...

Hepsini yazmaya kalksak bir makale yetmez.

Biz bugün yalnızca birazını anlatmak istedik.

Çünkü bazı şeyleri yalnızca bizim bilmemiz yeterli değil. Sizin de bilmeniz gerekiyor.

Yanlış anlaşılmasın.

Bataklık derken ülkeleri, üniversiteleri veya yurt dışında eğitim alma hayalini kastetmiyoruz. Danışmanlık piyasasında karşılaştığımız yanlış uygulamalardan söz ediyoruz.

Sırbistan güzel bir ülke olabilir. Bulgaristan doğru bir tercih olabilir. Üniversiteniz nitelikli, hedefiniz gerçekçi, niyetiniz son derece iyi olabilir.

Peki, bütün bunlar yeterli mi?

Ülke doğru. Üniversite doğru. Hedef doğru. Niyetiniz de iyi. Peki, ya yol arkadaşınız yanlışsa?

İşte bazen bütün mesele burada başlar.

Çünkü doğru bir hedefe ulaşmak için yalnızca nereye gideceğinizi bilmeniz yetmez. O yolda kiminle yürüdüğünüzü de bilmeniz gerekir.

Biz otuz yıldır bu danışmanlık piyasasında, bütün yanlış uygulamalara rağmen, bataklıkta gül olmayı başardık.

Bunu başkalarını küçümsemek için değil, mesleğin onurunu korumanın mümkün olduğunu hatırlatmak için söylüyoruz.

Ülkeniz doğru olabilir. Üniversiteniz doğru olabilir. Hedefiniz, hayalleriniz ve niyetiniz de doğru olabilir.

Ama yol arkadaşınız yanlışsa bütün bu doğrular sizi hayal kırıklığından korumaya yetmeyebilir.

Bu hikâyede üzülen olursa, emin olun, siz olursunuz.

Çünkü kaybedilen bir müşteri yeniden kazanılabilir. Harcanan para belki yeniden kazanılabilir. Ama çocuğunuzun kaybettiği zamanı kim geri verebilir?

O yüzden işi ehline verin.

Ve unutmayın:

DOĞRU YOLU, YANLIŞ KİŞİLERLE YÜRÜMEYİN.

Kubilay Zer Göktürk

Zamanı, Tanrı yaşar.


 
 
 

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

"Ülkemizde çoğu öğrenci, hiç ilgilenmediği aklına bile gelmeyen dallarda üniversite okuyor.

Böyle bir sistemden hayır gelmez."  Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu

Edirne

Kocasinan Mah. Atatürk Cad. No:56

GSM:  +90 536 837 28 34

Belgrad 

Bul. Vudroa Vilsona 10

GSM:  +381 61 144 14 36

Sofya
126 Vitosha Bulv. D: 4, 1463

GSM:  +359 88 330 1193

İstanbul
Selenium Retro, Ataköy 7-8-9-10 Kısım, D-9, B Blok Kat: 16, Ofis 321

Bakırköy

GSM: 0536 837 28 34 

​

Plovdiv

Osvobojdenie 42, Bld. 420, Kat 1, Ofis 1 Trakia, Plovdiv

GSM:  +359 88 330 1193
 

yurtdışında-tıp-okumak

+90 536 837 2834

  • w-facebook
  • Instagram

© Sophia Academy, Smartversity Int. Pathways are BAIE trademarks. Sophia Academy is fully accredited by Study in Europe Platform-STEP.
 

bottom of page