top of page

Peki, Sırplar Türkleri Sevmiyormuş da Bulgarlar Çok mu Seviyormuş? :)

Yazarın fotoğrafı: Su Cihantepe
Su Cihantepe
5 saat önce
7 dakikada okunur

Yurt dışında tıp okumak istiyoruz. Peki, üniversite seçerken gerçekten akademik kriterlere mi bakıyoruz, yoksa Balkanlar'ın geçmişinden kendimize yeni önyargılar mı üretiyoruz?

SOPHIA ACADEMY | FİKRİYAT

Sırplar Türkleri Sevmez mi? Peki, Bulgarlar Çok mu Seviyor?

Arkadaşlar, bazen gerçekten ilginç konuşmalar yapıyoruz.

Yıllardır ailelere Belgrad Tıp Fakültesini anlatıyoruz.

Üniversitenin akademik geçmişinden, giriş sınavından, İngilizce tıp eğitiminden, yaşam koşullarından söz ediyoruz.

Her şey güzel gidiyor.

Sonra o meşhur cümle geliyor:

“Ama Sırplar Türkleri sevmezmiş!”

Peki.

Anlıyoruz.

Çocuğunuzu altı yıl boyunca başka bir ülkede okutacaksınız. Elbette güvenliğini, sosyal yaşamını, karşılaşabileceği sorunları merak edeceksiniz.

Soruyoruz:

“Bulgaristan'da tıp okumayı düşünür müsünüz?”

“Tabii, Sofya olabilir.”

Bir dakika. :)

Sırpların Türkleri sevmediğine karar verdiniz. Peki, Bulgarların Türkleri çok sevdiğine nasıl karar verdiniz?

Sırbistan'ın tarihini okudunuz da Bulgaristan'ın tarihini mi okumadınız?

Yoksa Bulgaristan Avrupa Birliği üyesi olduğu için tarihî anlaşmazlıklar birdenbire ortadan mı kalktı?

Bakın, burada Bulgarların Türkleri sevmediğini söylemiyoruz.

Sırpların Türkleri sevmediğini de söylemiyoruz.

Biz başka bir şeyi sorguluyoruz:

Aynı tarihsel geçmişten hareketle bir ülkeyi reddederken diğerini hangi gerekçeyle kabul ediyoruz?

Üstelik çocuklarımızın geleceği hakkında karar verirken!

1. Osmanlı Sırbistan'da Vardı da Bulgaristan'da Yok muydu?

Türk-Sırp ilişkilerinin tarihî arka planını konuşurken Osmanlı dönemine sıkça gönderme yapılıyor.

Kosova Savaşı anlatılıyor.

Osmanlı hâkimiyeti anlatılıyor.

Sırp bağımsızlık mücadeleleri anlatılıyor.

Peki, Bulgaristan'ın geçmişinde ne var?

Osmanlı İmparatorluğu, Bulgaristan topraklarında da yüzyıllar boyunca hüküm sürdü.

Bulgar ulusal uyanışı, bağımsızlık hareketleri, 1876 Nisan Ayaklanması, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı...

Bunların hepsi Bulgaristan'ın tarihsel hafızasında önemli yer tutuyor.

Yani iki ülkenin de Osmanlı geçmişi var.

Her iki toplumun tarihsel hafızasında da farklı dönemlerden kalan acılar, mücadeleler ve siyasi anlaşmazlıklar bulunuyor.

Şimdi soralım:

Sırbistan'ın tarihindeki Osmanlı dönemini bugünkü Sırpları değerlendirmek için kullanıyorsanız, Bulgaristan'ın tarihindeki Osmanlı dönemini neden aynı şekilde değerlendirmiyorsunuz?

Yanlış anlaşılmasın.

Bizce ikisini de böyle değerlendirmemelisiniz.

Çünkü 2026 yılında Sofya'da üniversiteye giden bir Bulgar öğrenci, 1876 yılındaki olayların sorumlusu değildir.

Tıpkı Belgrad'da üniversiteye giden bir Sırp öğrencinin 1389 Kosova Savaşı'nın tarafı olmadığı gibi.

Ve elbette bugün Türkiye'de yaşayan bir genç de Osmanlı İmparatorluğu'nun bütün tarihsel kararlarından kişisel olarak sorumlu değildir.

Tarih öğrenmek başka, tarih üzerinden bugünün insanlarını mahkûm etmek başka.

2. Bulgaristan'da Türkler Var. Bu Bize Ne Anlatıyor?

Şimdi Bulgaristan'ın Sırbistan'dan önemli bir farkına gelelim.

Bulgaristan'da köklü bir Türk toplumu yaşıyor.

Bulgaristan Türkleri, ülkenin tarihî ve kültürel yapısının önemli parçalarından biri.

Türkçe konuşuluyor.

Türk kültürünün izleri görülüyor.

Aileler, gelenekler, yemekler, müzikler ve toplumsal ilişkiler üzerinden Türkiye ile bağlar devam ediyor.

Bu, Bulgaristan'da eğitim almayı düşünen bir Türk öğrenci için kültürel tanıdıklık sağlayabilecek bir unsur.

Ancak bu gerçeği değerlendirirken tarihin yalnızca olumlu taraflarını anlatamayız.

Bulgaristan Türklerinin geçmişinde ciddi ayrımcılık ve asimilasyon politikaları da bulunuyor.

Özellikle 1980'li yıllardaki zorla isim değiştirme uygulamaları ve 1989'daki kitlesel göç, iki ülkenin yakın tarihinde derin izler bıraktı.

Bunları yok saymak mümkün mü?

Elbette değil.

Peki, bu olaylardan hareketle bugün Bulgaristan'da yaşayan milyonlarca insan hakkında aynı hükmü vermek doğru mu?

O da değil.

İşte anlatmak istediğimiz tam olarak bu.

Tarihsel acıları inkâr etmeyelim. Ama onları bugünün bütün insanlarına yönelik peşin hükümlere de dönüştürmeyelim.

3. Sırbistan'a Tarihle Bakıyoruz, Bulgaristan'a Üniversite Ücretiyle mi?

Şimdi biraz da kendi tutarsızlıklarımıza bakalım. :)

Belgrad Tıp Fakültesi konuşuluyor.

“Sırplar Türkleri sevmezmiş!”

Sofya'daki tıp fakülteleri konuşuluyor.

“Yıllık eğitim ücreti ne kadar?”

Plovdiv konuşuluyor.

“Yurt var mı?”

Sofya Kliment Ohridski Üniversitesi konuşuluyor.

“YÖK denkliği nasıl?”

Bir dakika arkadaşlar.

Sırbistan'a giderken tarih kitabını açıyoruz da Bulgaristan'a giderken neden yalnızca hesap makinesini açıyoruz? :)

Yanlış anlaşılmasın.

Eğitim ücretini de araştırın.

Konaklama giderlerini de.

Üniversitenin akademik koşullarını da.

Ama ülkeler arasında değerlendirme yaparken aynı ölçütleri kullanın.

Belgrad'ın güvenliğini araştırıyorsanız Sofya'nın güvenliğini de araştırın.

Sırp toplumunun yabancı öğrencilere yaklaşımını merak ediyorsanız Bulgar toplumunun yaklaşımını da merak edin.

Sırbistan'daki olumsuz öğrenci deneyimlerini dinliyorsanız Bulgaristan'daki olumsuz deneyimleri de dinleyin.

Ve elbette olumlu olanları da.

Çünkü adil karşılaştırma, iki ülkeye aynı soruları sormakla başlar.

4. Avrupa Birliği Üyesi Olmak, İnsanların Sizi Daha Çok Sevdiği Anlamına mı Geliyor?

Bulgaristan Avrupa Birliği üyesi.

Sırbistan ise Avrupa Birliği üyesi değil.

Bu iki ülke arasında öğrencilerin oturum, seyahat ve idari işlemleri açısından önemli farklılıklar yaratabilir.

Bunları akademik planlamada dikkate almak gerekir.

Ancak bir ülkenin Avrupa Birliği üyeliğiyle o ülkede yaşayan insanların Türk öğrencileri sevip sevmediği arasında otomatik bir ilişki kurulamaz.

Avrupa Birliği üyeliği bir hukuki ve siyasi statüdür.

Misafirperverlik ise insanların davranışlarıyla ilgilidir.

Ayrımcılık da öyle.

Bir ülkede hukuki güvencelerin bulunması, ayrımcılık yaşanmayacağı anlamına gelmez.

Avrupa Birliği üyesi olmayan bir ülkede eğitim almak da mutlaka olumsuz sosyal deneyimler yaşayacağınız anlamına gelmez.

Schengen sınırından geçmekle insanların kalbine girmek aynı işlem değil arkadaşlar. :)

Bu nedenle öğrencinin yaşayacağı ülkeyi değerlendirirken hukuk, güvenlik, akademik koşullar ve sosyal yaşam ayrı ayrı incelenmelidir.

5. Peki, Sofya'da Yaşayan Türk Öğrenciler Ne Diyor?

Burada bizim için asıl önemli olan konuya gelelim.

Bulgaristan'da tıp, diş hekimliği veya hazırlık eğitimi alan Türk öğrencilerin günlük yaşamı.

Sofya'da bir öğrenci sabah üniversitesine gidiyor.

Derslerine katılıyor.

Market alışverişini yapıyor.

Ev sahibiyle görüşüyor.

Komşularıyla karşılaşıyor.

Arkadaşlarıyla vakit geçiriyor.

Tıpkı Belgrad'da yaşayan bir öğrenci gibi.

Peki, bu öğrencilerin Bulgar toplumuyla ilişkileri nasıl?

Hepsi aynı deneyimi mi yaşıyor?

Elbette hayır.

Bazıları kolay arkadaş edinebilir.

Bazıları dil engeli yaşayabilir.

Bazıları yardımsever insanlarla karşılaşabilir.

Bazıları da olumsuz deneyimler yaşayabilir.

Bu nedenle Bulgaristan'da eğitim planlayan ailelere yalnızca üniversitenin internet sitesini incelemelerini değil, mevcut öğrencilerle konuşmalarını da öneriyoruz.

Sofya'da eğitim alan bir Türk öğrencinin gözlemleri, sosyal yaşam hakkında değerli bilgiler verebilir.

Ancak bir öğrencinin deneyiminin bütün Bulgar toplumunu temsil etmeyeceğini de unutmamak gerekir.

Belgrad'daki Türk öğrencinin anlattıkları ne kadar değerliyse Sofya'daki Türk öğrencinin anlattıkları da o kadar değerlidir.

6. Bir de Bulgar Öğrencilere Soralım

Sırbistan üzerine hazırladığımız yazıda Türk öğrencilerin yanı sıra Sırp öğrencilerin görüşlerini de dinlemek istemiştik.

Aynısını Bulgaristan için neden yapmayalım?

Sofya'da tıp okuyan bir Bulgar öğrenciye soralım:

“Türk öğrencilerle arkadaşlık kuruyor musunuz?”

“Türkiye hakkında ne düşünüyorsunuz?”

“Türk arkadaşlarınız sayesinde öğrendiğiniz bir şey oldu mu?”

“Türk öğrencilerin Bulgaristan'a uyum sağlamakta en çok zorlandıkları konu sizce nedir?”

Ve bir soru daha:

“Bir Türk öğrencinin milliyeti, onunla arkadaşlık kurma kararınızı etkiler mi?”

Cevapları önceden tahmin etmeyelim.

Olumlu cevapları da dinleyelim.

Eleştirel cevapları da.

Çünkü gerçek bir kültürel değerlendirme, yalnızca duymak istediklerimizi dinlemekle yapılmaz.

7. Bulgar Ev Sahipleri Türk Öğrenciler Hakkında Ne Düşünüyor?

Şimdi soruyu biraz daha ilginç hâle getirelim.

Türk aileler Bulgar toplumunun kendilerine nasıl davranacağını merak ediyor.

Peki, Bulgar ev sahipleri Türk öğrenciler hakkında ne düşünüyor?

Sofya'da bir öğrenciye ev kiralayan Bulgar vatandaşına soralım:

“Türk öğrencilerle yaşadığınız deneyimler nasıldı?”

“İletişimde zorlandığınız konular oldu mu?”

“Türk öğrencilerin sizi şaşırtan alışkanlıkları var mı?”

“Yeniden bir Türk öğrenciye ev kiralar mısınız?”

Aynı soruları Belgrad'daki Sırp ev sahiplerine de yöneltelim.

Bakalım nasıl cevaplar alacağız.

Belki benzer sorunlardan bahsedecekler.

Belki tamamen farklı deneyimler anlatacaklar.

Belki de bizim milliyet üzerinden açıklamaya çalıştığımız pek çok meselenin aslında öğrenci davranışlarıyla ilgili olduğunu göreceğiz.

Çünkü iyi kiracı olmak, kiranızı zamanında ödemek, komşularınıza saygı göstermek ve ev sahibinizle sağlıklı iletişim kurmak milliyet meselesi değildir.

İyi insan olmak için hangi pasaportu taşıdığınızdan daha önemli şeyler var.

8. Bir de Şunu Sorabilir miyiz: Biz Türkler Yabancıları Ne Kadar Seviyoruz?

Şimdi biraz da kendimize dönelim.

Çünkü başkalarının bizi sevip sevmediğini sorgulamak kolay.

Peki, biz ne yapıyoruz?

Türkiye'de üniversite okuyan yabancı öğrencilere nasıl davranıyoruz?

Mahallemize taşınan yabancı bir aileye nasıl yaklaşıyoruz?

Bizim dilimizi konuşamayan birine ne kadar sabır gösteriyoruz?

Farklı bir kültürden gelen insanları tanımaya gerçekten istekli miyiz?

Yoksa biz de bazen hiç tanımadığımız insanlar hakkında duyduklarımızla karar mı veriyoruz?

Düşünsenize.

Bir Sırp aile, çocuğunu Türkiye'de üniversiteye gönderecek.

Birisi çıkıp diyor ki:

“Türkler Sırpları sevmezmiş!”

Biz ne deriz?

“Olur mu öyle şey? Türkiye'ye gelsinler, görsünler, tanısınlar!”

Güzel.

Peki, aynı yaklaşımı neden biz de göstermeyelim?

Başkalarından beklediğimiz anlayışı kendimiz göstermekten başlamalıyız.

9. Çocuğunuzun Altı Yılını Bir Söylentiye Teslim Etmeyin

Sevgili veliler,

Bir üniversite tercihi yapıyorsunuz.

Üstelik sıradan bir tercih değil.

Çocuğunuzun altı yıllık tıp veya diş hekimliği eğitimini planlıyorsunuz.

Bu kararın akademik, ekonomik ve sosyal sonuçları olacak.

O hâlde araştırmanız gereken konular belli.

Üniversitenin akademik niteliği nedir?

Eğitim programı nasıl?

Giriş sınavının koşulları neler?

Öğrencinin İngilizce seviyesi yeterli mi?

Klinik eğitimde yerel dil ne ölçüde gerekli?

Konaklama ve yaşam maliyetleri ne kadar?

Diploma ve YÖK denklik süreçleri nasıl değerlendirilmeli?

Öğrencinin sosyal uyumu için hangi imkânlar bulunuyor?

Bunların hepsi somut sorular.

Hepsinin araştırılabilir cevapları var.

Ama “Sırplar Türkleri sevmezmiş” veya “Bulgarlar Türklere iyi davranırmış” cümleleri, bu soruların hiçbirinin cevabı değil.

Üniversite seçimi söylentilerle değil, doğrulanabilir bilgilerle yapılır.

10. Belgrad da Orada, Sofya da. Gidin Görün!

Sırbistan'da eğitim düşünüyorsanız Belgrad'ı ziyaret edin.

Bulgaristan'da eğitim düşünüyorsanız Sofya'yı ziyaret edin.

Plovdiv'i düşünüyorsanız Plovdiv'i görün.

Üniversitelerin çevresini inceleyin.

Öğrencilerle konuşun.

Ev kiralama koşullarını araştırın.

Toplu taşımayı kullanın.

Bir markete girin.

Bir kafeye oturun.

Sokakta yürüyün.

Yalnızca Sophia Academy öğrencileriyle değil, hiç tanımadığınız öğrencilerle de görüşün.

İyi deneyimleri dinleyin.

Olumsuz deneyimleri de.

Sırp öğrencilerle tanışın.

Bulgar öğrencilerle tanışın.

Çünkü sizin için doğru olan şehir, başka bir aile için doğru olmayabilir.

Bir öğrenci Belgrad'da kendisini mutlu hissederken başka bir öğrenci Sofya'da daha kolay uyum sağlayabilir.

Bu farklılıkların nedeni her zaman milliyet veya tarih değildir.

Bazen akademik programdır.

Bazen dil.

Bazen yaşam maliyeti.

Bazen de öğrencinin kişisel beklentileri.

Biz size Belgrad'ı sevin demiyoruz. Sofya'yı sevin de demiyoruz. İkisini de tanıyın diyoruz.

11. Asıl Mesele Sırpların mı, Bulgarların mı Türkleri Daha Çok Sevdiği Değil

Şimdi başlangıçtaki sorumuza dönelim.

“Sırplar Türkleri sevmiyormuş!”

Peki.

“Bulgarlar çok mu seviyormuş?”

Belki bazı Sırplar Türkleri çok seviyor.

Bazıları sevmiyor.

Bazıları için Türk olmak önemli bile değil.

Bulgaristan'da da farklı düşünceler ve deneyimler bulunabilir.

Türkiye'de olduğu gibi.

Çünkü toplumlar milyonlarca farklı insandan oluşuyor.

Bir ülkede yaşanan olumlu deneyim, bütün ülkeyi kusursuz yapmaz.

Bir ülkede yaşanan olumsuz deneyim de bütün toplumu kötü yapmaz.

Dolayısıyla burada Sırplarla Bulgarlar arasında bir sevgi yarışması düzenlemeye gerek yok.

Biz çocuklarımıza üniversite arıyoruz. Balkanlar'da sevgi referandumu yapmıyoruz! :)

Ve şunu da ekleyelim:

Bir ülkenin sizi sevmesini beklemekten önce, o ülkeyi anlamaya ne kadar hazır olduğunuzu düşünün.

Çünkü yurt dışında üniversite eğitimi yalnızca başka bir ülkeden diploma almak değildir.

Farklı insanlarla yaşamayı öğrenmektir.

Farklı kültürleri anlamaktır.

Bazen kendi önyargılarınızla yüzleşmektir.

Ve belki de en önemlisi, dünyaya yalnızca kendi alışkanlıklarınızın penceresinden bakmamayı öğrenmektir.

Son Söz: Avrupa'da Tıp Okumak İstiyoruz da Avrupa'yı Ne Kadar Tanıyoruz?

Avrupa'da tıp okumak istiyoruz.

Üniversite köklü olsun.

Eğitim kaliteli olsun.

Diploma uluslararası alanda değerlendirilebilsin.

Ücretler makul olsun.

Yaşam koşulları iyi olsun.

Mümkünse İngilizce eğitim olsun.

Güzel.

Peki, bütün bunları istediğimiz Avrupa'yı ne kadar tanıyoruz?

Daha doğrusu, tanımak istiyor muyuz?

Çünkü bazen öyle beklentilerle karşılaşıyoruz ki insan ister istemez soruyor:

Arkadaşlar, biz Avrupa'da üniversite mi arıyoruz, yoksa Avrupa'nın bizim alışkanlıklarımıza göre yeniden düzenlenmesini mi bekliyoruz? :)

Bir ülkenin insanlarını tanımadan sevilmeyi beklemek biraz tuhaf değil mi?

Bir üniversiteyi görmeden beğenmek veya reddetmek de öyle.

Bizce doğru yaklaşım çok basit:

Tarihi okuyun.

Bugünü araştırın.

Üniversiteyi inceleyin.

Öğrencilerle konuşun.

İnsanları tanıyın.

Ve sonra kendi kararınızı verin.

Çünkü Belgrad'da da Sofya'da da yaşayacak olan sizsiniz.

O sınavlara girecek olan sizsiniz.

O arkadaşlıkları kuracak olan sizsiniz.

Ve altı yıl sonra o üniversiteden mezun olacak olan da sizsiniz.

Bir ülkeyi sevmek zorunda değilsiniz. Ama onu tanımadan mahkûm etmeyin.

Son kez soralım:

“Sırplar Türkleri sevmiyormuş da Bulgarlar çok mu seviyormuş?” :)

Bilmiyoruz.

Ama bildiğimiz bir şey var:

Siz kaç Sırp, kaç Bulgar tanıyorsunuz?

Belki de işe bu sorunun cevabıyla başlamalıyız.

SOPHIA ACADEMY | FİKRİYAT

It's not simple to be simple.


 
 
 

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

"Ülkemizde çoğu öğrenci, hiç ilgilenmediği aklına bile gelmeyen dallarda üniversite okuyor.

Böyle bir sistemden hayır gelmez."  Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu

Edirne

Kocasinan Mah. Atatürk Cad. No:56

GSM:  +90 536 837 28 34

Belgrad 

Bul. Vudroa Vilsona 10

GSM:  +381 61 144 14 36

Sofya
126 Vitosha Bulv. D: 4, 1463

GSM:  +359 88 330 1193

İstanbul
Selenium Retro, Ataköy 7-8-9-10 Kısım, D-9, B Blok Kat: 16, Ofis 321

Bakırköy

GSM: 0536 837 28 34 

​

Plovdiv

Osvobojdenie 42, Bld. 420, Kat 1, Ofis 1 Trakia, Plovdiv

GSM:  +359 88 330 1193
 

yurtdışında-tıp-okumak

+90 536 837 2834

  • w-facebook
  • Instagram

© Sophia Academy, Smartversity Int. Pathways are BAIE trademarks. Sophia Academy is fully accredited by Study in Europe Platform-STEP.
 

bottom of page